9.9.17 5 yorum

içinde bulunduğumuz şu mübarek eylül ayında



hellö mallav, is gedin kold on dis aylın.

şaka şaka.
selamünaleyküm.

bi trafik kaynaklarına bakayım dedim,
5 eylülde 1382 giriş var.
hayırdır ben yoktum
haberim olmadan burda kutlama mı yaptınız galiba bu sefer dönmeyecek diye?
-bi de maymun yazıp buraya yönlendirilen arkadaştan ötürü gugıla teessüf.
sen mi büyüksün gugıl ben mi?
benn büyüğüm gugıl usta, evet ben.-

öncelikle arada mail atmış,
instagramdan bloğa girmiyon mu yazmış olan beş kişiye,
blogdan soran iki kişiye meraklarına mazhar olabildiğim için teşekkürlerimi,
kayıtlı okuyuculardan kalan 694 kişiye teessüflerimi sunarım.

demek ölsem şuraya gelip bi fatiha yazmayacaksınız.

ölmedim anacım,
dünyanın ortasında kazık gibi çakılı duruyorum.
hadi yine bi fatiha kardasınız, ölmüşlerinize okuyun.

hayatımda bi takım köklü değişiklikler oldu,
uğraşmaktan bloğa falan giremedim demeyi çok isterdim.
ama olmadı.

8.5.17 2 yorum

kadın dediğinin

bazen diyorum ki okuyucu;
kadın dediğinin
şu hayatta neyi neden savunduğunu biliyo olması lazım.

sırf öyle yetiştirildi,
öyle bi çevreye girdi veya en kötüsü
karşısındaki öyle düşünüyo diye değil
sevdiklerini savunduklarını ölçerek tartarak
iyisiyle kötüsüyle bilmesi lazım.

biraz kaliteli durması lazım.
tek konuştuğu başkasının evi arabası kıyafeti olmamalı.
empati kurabilmeli, imtina edebilmeli,
yüzü kızarabilmeli.
gülerken anırmamalı, ağlarken sürünmemeli.

kitap okumayı hobi sanmamalı mesela.
onu 24 saatinin parçası sayıp
sağlam hobiler edinmeli vaktinin,
imkanının elverdiği ölçüde.

kalıplara sokmuyorum asla,
sokabilsem kendimi sokardım.
bak dış görünüşünden de bahsetmiyorum.
bırak tırnakları kırılmış olsun,
saçını taramamış olsun o gün.
kadın dediğin fiziğine tipine dikkat etmeli demiyorum.
ruhunu beslemeli bana kalırsa.

ki ruhunu besleme eğilimi gösteren ilk kişiye bağlanıp
köleleştirilmeye izin vermesin.
önce kendini, sonra kendinden çok karşısındakini önemseyen
çocuklar yetiştirebilsin.

ki mutsuz annelerin çocukları
kendi kendilerine mutlu olmaya çalışırken
yanlış yollara sürüklenmesin.
düzgün insanları hayatına almayı bilsin.
çocukluğundan, gençliğinden
sağlam dostluklar taşısın geleceğine.

bol bakışmalı hiç aksiyonlu aptal dizilere harcadığı zaman kadar
evindeki insanların gözüne de bakabilmeli.
nasılsın diye sormalı sahiden merak ederek,
ihtiyacını derdini bilmeli.

ama en çok ne bilmeli biliyo musun okuyucu,
tüm bunların karşılığını bulamayacağını.
bunları dünyayı daha güzel bi yer haline getirmek için,
aynı muameleyi göremeyeceğinin farkında olarak
yaptığını bilmeli.

kendi için mutlu etmeli,
kendi için mutlu olmalı.
çünkü temeli bencilliğe dayanmadıkça
kadına mutlu olma hakkı bu dünyada yok.









25.4.17 4 yorum

fakat müzeyyen bu derin bir uyku.


hellö okuyucu!

sana şu an
iki haftadır kesintisiz dört saat uyumuşluğu olmayan
beyazı yerini kan kırmızıya terketmiş gözlerimle bakıyorum.

hayır,
bi hayli de büyükler
parkta sokakta çoluk çocuğu korkutuyorum.

zombi dizilerinden figüranlık istemeye niyetlendim bi ara.
ama başörtülüler ahirete gidiyo,
zombi çıkmıyo pek onlardan dediler.

elf gözlerim görmüyo legolas.

geçenlerde berile ne yatak aldınız diye soran bi anne adayının maili vardı.
şimdi burdan da okuyosa,
pek kibar cevapladım ama içimde kaldı
allasen ben ünlü blogger bilmemkim miyim anacım
bana niye soruyonuz böyle şeyleri?
10.4.17 2 yorum

okuyorum


beril akşamları huzur içinde 
kitap okunan bi evde büyüsün istiyorum. 
anniciym al oku diye arada kitap getiriyo, 
eriyorum. 

tüm dünya anneleri gibi; 
dünyanın en akıllı en minnoş en usl
en özel çocuğu benimki sanıyorum. 

artık roman kahramanlarının 
iyi olanları hep berilin yüzüne sahip hayal dünyamda. 

mutsuzlar için 
onların da beril gibi bi kızı olsa 
böyle olmazlardı diyorum. 

kafamı kaldırmadan sabah edip bi seferde bin sayfayı deviremiyorum
 çünkü yorgunum, uykusuzum, 
gözlerimin feri yok artık. 

hatta bazen yeni diye elime aldığım kitabın
 daha önce beş on sayfasını okuyup bırakmış, 
unutup başkasına geçmiş olduğumu farkediyorum.

elimde kitapla uyumayı 
yüzümde kitap iziyle uyanmayı özlemiyorum, 
kolumun altında berille uyuyorum hala. 
arada bi kulaklığımı takayım,
çıkıp otobüs vapur ne bulursam 
amaçsızca bineyim 
okuyarak gideyim istiyorum, 
ne vaktim oluyo ne enerjim.

 kitapları biraz boşladım
 ama çok şükür 
kendi anneliğimin kitabını yazıyorum.



31.3.17 2 yorum

taşındıkça taşınmak isteyenlerde bu gece!

hellö okuyucu!

nasılsın?

ben istanbula geldiği için mutlu,
bünyesinden aile hasreti kalktığından dolayı 
oluşan boşluğu henüz dolduramamış,
hala işsiz,
ziyadesiyle güçsüzüm.

ankarada geçirdiğim iki yılın stresi,
yalnızlığı, derdini anlatamayışı sinir uçlarımı bloke etmiş sanırım.

tek başına bezgin bi ev bulma süreci,
sonra bulduğu evin beğenilecek bi tarafının olmaması,
mecburiyetten dünyanın parasını vermek,
uğraşıp evi adam edememek
çünkü nuhun nebiden kalma olması gibi
süreçleri de eklersek
dokunmasalar da ağlayacak durumdayım sürekli.

alışırım, biliyorum.
aileme yakınım, evin malzemesi değil semti para ediyo,
ahır gibi de değil neticede,
istanbulda zaten evler ankaradaki gibi nası olsun,
hiç olmazsa geniş ferah,
mutfağı yeni tertemiz en önemlisi o bak,
kız daha nezih siteyi nerden bulcaktın acaba,
halepi düşün filistini düşün otur şükret ağzına tükürmeyeyim,
ay aman sanki bizim mi ya sıkarım dişimi
yakın zamanda alırız gönlümüze göre bi yer şeklinde
pek çok teselli cümlesini sıraya dizdim
gün içinde periyodik olarak tekrarlıyorum.

bu arada teşekkürü bi takım mercilere borç biliyorum.
arada böyle nezaketliliklerim vardır.

6.2.17 12 yorum

kindıl kindıl gel bana senden gayrı el bana / okuyucu anketi


melaba canım!

konuya hızlı bi giriş yapıyorum.
-sanki ağırdan alsa okuyan olacaktı-

kendimi bildim bileli kitap okurum.

geçen bi ev oturmasında konu "allah sana da senin gibi çocuk versin"di.
millet kızının akşama kadar gezmesine,
tembelliğine, dağınıklığına flan beddua etmiş.
benim annem
"bu var ya dilimizde tüy bitene kadar bize kitap okuturdu.
ben yorulurdum babası başlardı.
ne beddua ettim ama ne beddua ettim,
4.2.17 7 yorum

emre aydın tribinden uzak bir "istanbula sığamamak" yazısı.

hellö!

sen bu satırları okurken okuyucu,
vakit gummornine de gnayta da uygun olabilir ama
şu an gecenin dördü.

ne yapıyordu bu deli dersen
dönüyollaadı!

harıl harıl ev bakıyordu.
sağ koluna beril yapışmıştı,
enver ayakucunda uyuyordu,
bilgisayarın şarjı bitmiş gözleri kan çanağına dönmüştü
ama son bir gayret şuraya da bakayım dur diye sayıklıyordu.

zira 2+1e sığmıyor, 3+1i ödeyemiyordu.
 
;